Escinsel.tr.gg | Eşcinsellik Portalı
  Siz hiç bir kadın sevdiniz mi? Siz hiçbir kadın sevdiniz mi?
 
Bal rengi gözleriyle bana bakıyordu, insanın gözü bal renginde olur mu hiç diye geçti aklımdan, oluyormuş meğer, kahverengi demezdi gözlerine, dedirtmezdi, ağzı dolu dolu baallllll yapardı... Zaten o bir insan da değildi, insan kılığına girmiş bir şeftali çiçeğiydi. Hayatımda hiç şeftali çiçeği görmedim ben, şeftali ağacı nasıldır, çiçeği böceği var mıdır onu bile bilmem ama o benim için şeftali çiçeğiydi işte. Sahi, belki de onu varlığından yokluğundan emin bile olmadığım bir şeyle anmam da bir işaretiydi bilinçaltımın bana, bilincimin en altının, bilincimin denizaltısının.

Ne tuhaf bir histir değil mi bir şeyi yaşarken aslında “yaşamak istediğiniz” şeyi yaşamanız ve bir yandan gerçekte ne yaşıyor olduğunuzu da domuz gibi bilmeniz. Cümlelerin anlamsızlığı, kelimelerin hiçliği bir kez daha değdi yüzüme şu cümleyi yazarken, neyin gerçekliğinden bahsediyorum ki ben şimdi? Kimin gerçekliğinden... her şey bu kadar görece mi hayatta, kafamız bu yüzden mi hep bu kadar karışık? Sizin kafanız karışık değil demek öyle mi, ne güzel, pek mutlusunuzdur o zaman siz, kendinize çizdiğiniz bir dünya vardır, onun sınırlarını çok iyi bilirsiniz, o zaman da içindekini kabul edip dışındakini reddetmek ne kadar kolaydır, ne kadar kolaydır kimbilir kimseyi anlamaya çalışmadan yaşamak hayatta, ne kadar kolaydır o zaman uyumak... Bir de diğerleri var ama ötekiler, zihninin sınırlarını sürekli esnek tutanlar, hayatın her zerresini anlamaya çalışanlar. Biraz torpil yapıyorum galiba kendime burada, zavallı köşeli sefiller ve muhteşem ötekiler... Ben de onlardan biriyim çünkü, ötekiyim... zihinsel ötekilik bir tarafa cinsel ötekiyim ben bir de üstüne üstlük, bir kadının bal rengi gözlerine aşık olabilen bir kadınım... farklıyım, sapığım, seviciyim, ablacıyım, lezbiyenim, eşcinselim, ben ötekiyim, memnun oldum efendim. Buyrun size bir malzeme daha sınırlarınızı iyice belirlemeniz için, dağ başını duman almış, ülkeyi lezbiyenler basmış, yürüyelim arkadaşlar...

Erkeklerin en büyük fantezisidir iki kadının sevişmesini seyretmek, onlar hep “lezbiyen ilişki fantezisi” sanar bunu ama kadınlar zaten lezbiyen olduktan sonra neden kendilerini bir erkeğin seyretmesine izin versinler ki.. Yani aslının ne olduğunu bile bilmeyen erkeklerin uydurduğu bir fantezi ismi işte... ve “fantezi” sınırları içinde hep, erkek eşcinselliği ne kadar irkiltici bir şeyse kadın eşcinselliği o kadar tahrik edici çünkü, ve belki de bu sebeple daha kabul edilebilir. Çünkü nasılsa ortada bir penis olmadan kadınların zevk alması mümkün değildir, eninde sonunda içlerine bir şeyin girmesini isteyeceklerdir, doğru erkek (yani penisi ennnn büyük ve ennnn kalın olan) henüz karşılarına çıkmamıştır da ondan böyle anlamsız ilişkilerin içindedirler işte, erkek iktidarını sarsacak hiçbir şey yoktur ortada. Penis sayısının birden fazla olduğu erkek eşcinselliğiyse çifte iktidarıyla korkutucudur, hakimiyet sorunu vardır ortada, içine girilmesine izin verme sorunu vardır... erkekler neden korkar acaba bu kadar “içlerine girilmesinden”, heteroseksüel ilişkilerinde bile bir kadını içlerine almaktan daha zor bir şey yoktur erkekler için, fazla düşünmeyelim, irdelemeyelim, sorgulamayalım, konuşmayalım, sadece yaşayalım. Fiziksel özelliklerin bir tezahürü mü yoksa erkek – kadın farklılığı dediğimiz şey, kadın içine alacağı şeyi bilmek ister, ona güvenmek ister, emin olmak ister. Erkekse bir yere girecektir sadece ve istediği zaman çıkabilecektir oradan, girmek – çıkmak – sokmak – çakmak...hep etken fiiller kullanılır erkeğin cinselliğine dair, kadınınsa içine girilir, içinden çıkılır, içine sokulur, cinselliğine “çakılır”...kadın içine alır, erkek içine girer... erkek yüzlerce sperm bırakır, kadın birini seçer... 

Bir kadının bir kadınla sevişmesiyse bambaşka bir şey... iktidar sorununun olmadığı bir cinsellik, giren çıkan, girilen çıkılan bir şey yok ortada, keşfetmek var sadece, keşfetmek ve hissetmek. Bir erkeğin cinselliğine dudaklarınızı değdirdiğinizde, bir erkeğin cinselliğini dudaklarınızın arasına aldığınızda neyle karşılaşacağınızı bilirsiniz, düz, uzun bir nesnedir işte, kıvrımı, girintisi çıkıntısı, derinliği yoktur, göründüğü kadardır, o kadardır. Oysa bir kadını keşfetmeniz gerekir. Önce koruma duvarlarını açarsınız, karşınıza ilk gördüğünüzden bambaşka bir şey çıkar, kadının cinselliğinin içinde gezinebilir ve sıkılmazsınız, vardığınız her nokta başkadır çünkü, her noktanın gittiği ayrı bir yer vardır, kadının bir derinliği vardır. Fiziksel özelliklerin bir tezahürü mü yoksa erkek – kadın farklılığı dediğimiz şey, kadının kıvrımları vardır, göründüğü gibi değildir, ilerledikçe değişir, derinleşir, erkekse olduğu gibidir, tıpkı göründüğü gibi, ne eksik ne de fazla, keşif arzunuzu tatmin etmesi zordur, yeni şeyler vaadetmez size...

Şeftali çiçeğine aşık olduğumda bütün bunlar yoktu elbet aklımda, ne keşfetmek, ne derinliğine varmak ne de başka bir şey... Bal rengi gözlerin içine bakıp kendi sıradan kahverengi gözlerimle sevdim onu sadece. Ama nasıl ki mavi gözlü devler bir dev gibi seviyor ve ezip geçiyorsa minnacık kadınları, bal gözlü kadınlar da çiçekleri eksiltiyor bal yapabilsin diye arıları, eksilmiş çiçeklerse balın tadını bile bilmiyor, bal yiyemiyor...

(Kaynak: ikizlerkadini.blogcu.com)
 
  Bugün 6 ziyaretçi (44 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=